© 2006 Alancuma   -   web tasarım: k@di®ing

ALANCUMA KÖYÜ
Google
Web Alancuma
. .

Sürgündeki Kafkas dansı

 

Kuzey Kafkasya halk dansları Avrupa ve Türkiye'de nasıl yayıldı?

 

Aralarında Kafkas dans kültürünün önemli isimlerinden Musa Ramazan'ın da bulunduğu bir grubun, Kafkas danslarının yaşaması açısından İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da ve daha sonra Türkiye'de sarfettikleri çaba kayda değerdir. Musa Ramazan'ın "Bir Kafkas Göçmeninin Anıları" adlı kitabında anlattıkları hayli ilginç. Kitapta anlatılanlara göre, Sovyet halklarının folkloru 1930'lu yıllarda sahnelenmeye başlandı. Halk kültürlerinin parçası olan danslar, müzik, şarkılar, korolar ilkokullardan başlanarak Kültür Bakanlığı düzeyinde örgütlenen gösterilerle gündeme girdi. Kuzey Kafkas otonom cumhuriyet ve eyaletleri kendilerine özgü zengin folklor ve sanat programları oluşturdular. Tarihçi, ressam, müzisyen olan diplomalı ve yetenekli hocaların nezaretinde her birinde müzik, dans, şarkı icra eden birer devlet halk topluluğu oluşturuldu. Skeçleri yürütebilecek aktörler de yetiştirildi.


Kollektif birikim

 

Her toplumun salt kendine özgü danslarla iki saatlik bir program sahnelemesi kolay olmamaktaydı.

Bu nedenle komşu halkların kültürlerinden; müzik aletleri, danslar ve hocalardan faydalanıldı. Örneğin, Kabardey-Balkar Halk Dansları Topluluğu'nu oluşturmak için halk oyunları hocası Gürcistan'dan, davul-zurna çalanlar da Derbent Yahudilerinden sağlandı.

Gürcistan Devlet Halk Dansları Topluluğu da programında Kuzey Kafkas halk oyunlarından üst düzeyde yararlandı, bu oyunlar daha sonra Gürcistan kültürünün bir parçası haline geldi. Dağıstan'ın Lezginka dansı "Lekuri" olarak, Kabardeylerin "Kafe"si, Osetler'in "Şimd"ı ve diğer bazı dansları "Dağlı Savaşçılar" ve "Süvarilerin Dansı" adlarıyla Gürcistan Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun koreografilerinde yer alarak Sovyetler ve dünyada büyük sükse yapıldı.

Sovyetler Birliği'ndeki Hıristiyan cumhuriyetler halk dansları yanında şarkı ve çok sesli koro toplulukları da oluşturdular. Devrimden önce kiliselerde çok sesli korolor vardı. Bolşevik ihtilali sonrası Ruslar, Ukraynalılar, Gürcüler, Ermeniler ve diğerleri sanatsal gösteriler düzenleyerek halka konserler vermeye başladılar.


Almanlarla birlikte Avrupa'ya geçen kültür

 

Bütün bu kuruluşlar İkinci Dünya Savaşı'na kadar profesyonel olarak çalışmalarına devam ettiler.

İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 22 Haziran 1941'de Alman Nazi Ordusu Sovyetler Birliği'ne girdi.

1942 ilkbaharında Alman kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Yerine gelecek Kızıl Ordu'dan çekinen halklar, çok kalabalık bir insan seli şeklinde Almanlar ile birlikte çekilmeye başladı. Bundan sonra Almanlar bir daha Kafkasya'ya dönemediler.

 

Vatanlarına dönemediler

 

Batıya yönelen göçmenlerin arasında, daha önce kendi alanlarında profesyonelleşmiş halk dansları oyuncuları olan genç kız ve erkekler de bulunuyordu. Bunlar gittikleri yerlerde buluşarak öğrendikleri çeşitli kareografileri yineleyerek halk oyunları çalışmalarını sürdürdüler.

Bu gençlerin sanatsal çalışmalarını gören ve etkilenen Alman Doğu İlleri Kültür Bakanlığı'nda üst düzeyde bir bürokrat, bu oyunları Avrupa'daki diğer ülkelere tanıtma düşüncesi ile, dansçıları Berlin yakınlarındaki Wustrau kampına getirdi.

Wustrau Kampı'nda erkek-kız toplam 24 dansçı vardı. Bunların arasında Adıge, Karaçay, Balkar, Kabardey, Oset, Çeçen ve Dağıstanlılar gibi çeşitli Kafkas halklarından gençler bulunuyordu.

Batıya yürüyen Kafkasyalılar Alman yönetimince 1944 ilkbaharından başlayarak Kuzey İtalya'daki Paluzza ve çevresindeki köylere yerleştirilmişti. Halk oyunları topluluğu da Berlin-Wustrau'dan Paluzza'ya getirdiler.

 Alp dağları arasında küçük ve şirin bir kasaba olan Paluzza'da güzel, bakımlı bir tiyatro vardı. Bu tiyatroda sık sık halk oyunları geceleri düzenliyordu.

Almanya artık savaşı kaybetmiş çekilmeye başlamıştı. 1945 Nisan ayı sonlarında karlı Alpler'den geçerek yaşlı, genç tüm kafile, Avusturya'nın Oberdrauburg şehrine geldi.

1944 yılında Kırım-Yalta'da müttefik kuvvetlerin devlet başkanları Churchil, Roosevelt ve Stalin'in katılımıyla düzenlenen ünlü konferansta alınan kararlar arasında, Stalin'in zorladığı şu hüküm de bulunuyordu:

"Vatanları dışında kalan tüm Sovyet vatandaşları vatanlarına dönecek ve hiçbir devlet onlara sığınma hakkı tanımayacak."

Bu karar kendi aralarında gizli tutulmuştu.

Vatana dönmek isteyenlerin sayısı yüzde 10-15 kadardı. Geriye dönmek istemeyen Kafkas-Kazak general ve subaylar, 8. İngiliz Ordu Komutanlığı tarafından bir konferansa davet edildi.

Onların olumlu haberlerini ümitle bekleyen topluluk şok oldu: Subaylar Sovyetlere teslim edilmişti. Bu olay tarihe "Drau Faciası" olarak geçti.

Halk oyunları ekibi bu olayı az zayiat vererek atlattı ve grup varlığını koruyabildi. Grup, savaşın bitiminden iki ay sonra yine kendini koruyabilen Kazak Korosu ile birleşerek güçlü bir program hazırladı. Kafkas ve Kazak Folklor Grubu, konserler vermeye başladı. Orada 15 gün çalıştıktan sonra Amerikalıların himayesindeki Salzburg'a geçildi. Grup buradaki ünlü Mozart Tiyatrosu'nda Avusturya halkına konser verdi.

Bu arada Almanya'nın Mittenwald şehrinde Amerika himayesinde bir Türk kampı kuruldu. Batı Avrupa'da kalan Müslüman halklar Türk kampına akın etmeye başladı. Kuzey Kafkasyalılar, Kazaklardan ayrılarak yola çıktı ve Mittenwald Kampı'na katıldı. Burada komite başkanları, Prof. Aytek Namitok (Adıge) ve Prof. İdris Efendi (Kazan Tatarı) idi. Burada ve komşu Ukrayna Kampı'nda 24 kişilik bir ekip, Kafkas halk oyunları temsilleri vermeyi sürdürdü.

Oyunları gören Kurt adlı bir Alman, grubu Münih'teki "Kroni" sirki için bir aylığına angaje etti. Grup daha sonra Stutgart'da "Althof" sirkinde de bir ay çalıştı. Bu arada Kuzey Kafkas halk dansları büyük reklamlarla tanıtılıyordu.

 

Dans topluluğunun Türkiye'ye girişi

 

Bir gün Mittenwald Kampı'na Türkiye'den önemli bir konuk geldi: Albay İhsan Arslan.

Devlet görevlisi olan konukla komite başkanları Prof. Aytek Namitok ve Prof. İdris Efendi ilgilendi. Akşam kampın tiyatro salonunda konuğun onuruna bir halk oyunları gecesi tertip edildi. Başta Kafkas halk oyunları olmak üzere Kırım halk oyunlarından örnekler sunuldu. Albay Arslan "yakında Türkiye'ye geleceksiniz" diyerek vaatte bulundu.

Bundan sonra ekibin adı "Boğaziçi Yıldızları" olmuştu.

1949 Aralık ayından itibaren Türkiye'ye partiler halinde göçler başladı. Kuzey Kafkas Halk Dansları topluluğu ilk kafile ile Türkiye'ye geldi.

İlk gösteri Bursa'nın Tayyare Sineması'nda sahnelendi.

İkinci gösteri 1920'lerde Sovyet Devrimi sonrasında Türkiye'ye göç eden ve İstanbul'da yerleşen Kafkas topluluğu ileri gelenleri tarafından Park Otel salonunda düzenlenen Kafkas Balosu'nda yapıldı.
İstanbul Beyoğlu Ses Tiyatrosu'nda iki gösteri yapıldıktan sonra Ankara'ya geçildi ve Yenişehir Ulus Sineması'nda sekiz gece konser verildi.

Bundan sonra sırasıyla bu 24 kişilik ekip Eskişehir, Düzce, Adapazarı, Hendek, Yalova ve İzmir'de gösteriler yaptı.

İstanbul'a dönüldüğünde Cağaloğlu'ndaki Milli Türk Talebe Birliği binasında gösteriler ve provalar devam etti. Daha sonra grup Bünyan, Samsun, Bursa ve Ankara gibi il ve ilçelere dağıldı.

1951 yılında Sovyetler tarafından lağvedilen Kuzey Kafkasya cumhuriyetinin önde gelenleri tarafından İstanbul'da ilk Kuzey Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği kurulduğunda Musa Ramazan, Kafkas kültürünün yaşatılması için çalışmaya davet edildi.

Çalışmalar 1978 sonrasında Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı bünyesinde de sürdü. 1965 sonrasında anavatan Kafkasya'dan Türkiye'ye profesyonel devlet halk dansları toplulukları gelmeye başladı.

Artık Kafkas dansı Anadolu'nun birçok yerinde yaşatılmaya devam edilecekti.

(Kafkas Vakfı)

 

FORUM

RADYO

CHAT

SİTE HARİTASI

KÜNYE