© 2006 Alancuma   -   web tasarım: k@di®ing

ALANCUMA KÖYÜ
Google
Web Alancuma
. .

Adıge müziğinin dünü


Müzik, Adıge halkının yoldaşı olmuş, acısını paylaşmış, sevincine ortak olmuştur. Kültürel mirası yeni nesillere en iyi bir şekilde aktaran Adige şarkıları olmuştur. Adıgelerin dünya görüşleri berrak bir şekilde şarkılarına aynen yansır. Bu şarkılarda özgürlüğü korumak için akla, cesarete ve insaniliğe ihtiyaç olduğu vurgulanır. 1869 yılında Tereke Vedomost'da yayımlanan "Adıge Şarkılarının Karakteristiği" adlı makalede şunlar kaydedilmektedir: "Adıge halkının, şarkılarından başka hiçbir kültürel değeri olmasa da halkın yaşantı ve varlığını yalnız bu şarkılardan anlamamız mümkündür."

Genç olsun, yaşlı olsun herkes isminin şarkıya konu olmasını en güzel hediye olarak kabul ederdi. Adıge insanı için en onursuz davranış korkaklıktı. Korkak bir kimlik olarak şarkılara konu olmaktan daha büyük bir utanç yoktu Adige için. Güzel huylu ve derin bir toplumsal terbiyeye sahip olan bir kızın, ismi unutulmasın ve herkes onu örnek alsın diye adı şarkılara konu edilirdi.

"Hatramme Ya Paq" adlı şarkı bu tür şarkılara bir örnektir. Bu şarkı Nethuace köyünde bestelenmiştir. Hatram ailesinin Paq ismindeki güzel huylu kızı için methiyeler içeren şarkı, günümüze kadar ulaşan toplumsal içerikli eski bir şarkıdır. İşte bu şarkının sözlerinden birkaç satır:


Hatramlerin güzel kızı Paq

Tahta takunyayla gezinir

Misafirhanesi dolu olan Paq

Altın işlemeli elbise giyinir

Parmakları iğneye şarkı söyletir

0 İstanbul tüfeği gibi hızlıdır

Teni kuştüyü yumuşaklığında

Geyik boyunlu güzel Paq'ın

Olgun kızdır benim güzel Paq'ım.

 

Kafkasya'ya gelen birçok gezginin ilk dikkatini çeken de buradaki müzik kültürü olmuştur. Hatta bestelerinde Adıge müziğine yer vermiş müzisyenler de vardı. Dünyaca ünlü Rus müzisyen ve bestecilerinden M. Glinke, M. Balakirev, A. Alyabev gibi birçokları Adıge şarkı ve bestelerini biliyor ve eserlerinde kullanıyorlardı. Örneğin; M. Glinke 1823 yılında Kafkasya'ya gelmiş, Adıge müziği ile tanışmıştı. Onun yaptığı "Çerkeslerin Marşı" adlı beste Adıge müziğini, melodisini ve bestelerini çok beğendiğini ispatlar niteliktedir. Bu kompozitör opera niteliğinde yazdığı en uzun şiiri olan "Ruslan ile Lyudmile"de de Adıge müziği ve melodisinden faydalanmıştır.

Kompozitör A. Alyabev'in 1832 ile 1839 yıllarında Kafkasya'da bir süre kaldıktan sonra yazdığı bestelerinden ikisi "Kabarteyevored" (Kabartay Şarkısı), "Çerkesvored" (Çerkes Şarkısı) adını taşır. M. Balakirev 1862-1863 ve 1869 yıllarında Kafkasya'yı ziyaret etmiş, Adıgelerle birlikte yaşamış, şarkılarını dinlemiş ve derlemeler yapmıştı. Bu derlemelerden faydalanarak piyano için büyük bir beste yapmıştı. Avrupa'da da bilinen bu bestenin adını kompozitör Balakirev, İslamiy olarak belirlemişti. Gezginlerin anlattıklarına göre, altın işlemeli silahları, el sanatları ve diğer sanat eserlerini ortaya çıkaran sanatçıların, bestecilerin ve saz ustalarının bıraktığı zengin miras diğer birçok halklara ilham kaynağı olmuştur.

Şarkılar Adıgeler için sadece bir eğlence ve zaman öldürme aracı değil, derin anlamı olan sanatsal bir uğraştı. Bebek beşikte iken annesinin Beşik Şarkısı anlamına gelen Kuşevored ninnisi ile, yürümeye başladığında babasının misafirhanesinde söylenen kahramanlık şarkılarıyla ve eğitim amaçlı diğer şarkı türleriyle hayata hazırlanırdı. Sözler derin felsefi, düşünsel değerler taşır, yurtseverlik, kahramanlık, saygı ve insan sevgisi yeni yetişen gençlere Adığe voredleri (şarkıları) ile aşılanırdı. Peki kimdi bu kadar güzel sözler söyleyip onlara bu kadar güzel besteler yapan insanlar? Bu sorunun cevabını vermek o kadar kolay değil elbette. Basit bir cevap vermek gerekirse onlar iyi birer Kamılepşe, Sıç'epşınewo ve Voredio (ses sanatçısı) idiler. Kamil bildiğiniz sazdan yapılan bir çalgıdır. "Pşe" eki ise onu çalanı simgeleyen bir son ektir. Şıç'epşinevo, kabak kemaneye veya kemençeye benzeyen telleri at kuyruğundan yapılan bir mızrapla çalınan bir çalgıdır. Zaten anlamı da at kuyruğu çalgısıdır. Sonundaki wo eki de onu çalan anlamında bir son ektir. Ancak belge eksikliği nedeniyle bu tür ustalardan ismini sayabileceğimiz kişi sayısı birkaç kişiyi geçmez. Herkes bilir ki, Adıgeler özgürlük savaşları yüzünden tarih boyunca eğitim öğretime pek zaman bulamamışlardır. Bu nedenle tarihimizde meydana gelmiş pek çok sosyal-kültürel olay belgelere geçmemiştir.

Stavropol'da bir lisede öğretmenlik yapan Kusikov , 1860 yılında Adıge kültürü ile ilgili yazdığı makalelerde şöyle der: "Dağlılar özgürlüklerini kaybettiklerinde korkarım ki yavaş yavaş ulusal kimliklerini de kaybedeceklerdir. Bu uzun zaman alabilir. Ancak kimlik kaybının farkına vardıklarında geçmiş yüzyıllardaki kültürel yaşantıyı canlandıracak birçok eserin ortadan yokolduğunu anlayacaklar. Bu da ulusun tarihinde boşlukların doğmasına neden olacaktır. 19.yüzyılda yaşamış ünlü bir Adige olan Han Ceri, Adıge müziğine ilişkin olarak bir yazısında şunları kaydediyor: "Yüreğimi burkan bir şey vardır ki o da; Adıge halkının yaşadığı savaş ve felaketler yüzünden şarkıcılarımızın birer birer yok olmasıdır."

 

Mirasın korunması için ne yapılmalı?

 

Adıge kültürünün canlandırılması doğrultusunda yıllarca hiçbir çalışma yapılmamıştır. Kültürel çalışmalar ancak 1922 yılında Adıge ülkesinin özerklik statüsüne kavuşmasından sonra yapılmaya başlandı. 0 zamanlar Adıge kültürünün benzersiz mirasını toplamak ve belgelemek amaçlanmıştı. 1925 yılında oluşturulan Etnografik Müzik Araştırma Grubu çalışmaya başladı. Bu, Adıge kültürünün müzik alanındaki mirasını derlemek için atılan ilk adımdı. Sonraları bu tür araştırma grupları çoğalarak çalışmalarını yoğunlaştırdı. Köylerde müzik derlemeleri yapan bu grupların elemanları müzik eğitimi almış kişilerdi. Bu eğitimli müzisyenlerden biri de Mihail Gnesin idi. Bu ünlü profesör araştırma grubunda çalışmalarını tamamladıktan sonra, "Çerkes Voredher" (Çerkes Şarkıları) adlı bir makale yazdı. Bu makalede şunlar yazılıydı: "Çerkeslerin müzik kültürü ilginç bir yapı arz eder. 0 ulusun sahip olduğu büyük bir müzik kültürünün varlığını kanıtlar."

Gnesin, Adıgelerin müzik sanatına profesyonelce yaklaşmalarının Adıge kültürünü daha da geliştireceğine inanıyordu. Nitekim böyle oldu ve her geçen gün müzik kültürü bir adım daha ilerledi. Adıge müzik sanatının günümüzde ulaştığı düzey bunun kanıtıdır. Herkes bilir ki bugün büyük bir kültüre sahip olmanın kuralı o ülkede sanatçıların iyi bir sanat eğitiminden geçmesine bağlıdır. Bunun farkında olan Adıge Özerk Yönetimi 1953 yılında bir grup genci müzik eğitimi almaları gayesiyle Petersburg'daki konservatuara göndermiştir. Bu genç grup 1959 yılında konservatuarı bitirdikten sonra yüksek tahsilli birer ses sanatçısı olarak ülkemize dönmüşlerdir. Adıge halkının onlara olan güvenini boşa çıkarmadan kültürümüzün zenginleşmesine katkıda bulunmuşlardı. Rusya'daki başarılı şarkıcılar listesinde adı geçen Semegu Goşnağo, Şeoj Roze'yi, Peneşu Raye'yi ve ismini sayamadığımız diğer ünlü sanatçıları Adıgelerden hemen hemen bilmeyen yoktur. Bu sanatçıların her biri Adıge kültürü açısından birer ekol olarak tarihe geçmişlerdir. Bu sanatçıların kimi sahneyi seçmiş, kimi de kendini gençlerin müzik eğitimine adamıştır.

Peneşu Raye ve Ahcego Şeban 1960 yılında açılan Adıge Müzik Okulu'nda görev almışlardır. Bu iki sanatçı birçok gence örnek olarak onların müzik sanatına bağlanmalarını sağlamışlardır.

Adige müziği ve folkloru birçok kısımdan oluşur ve her biri araştırmaya muhtaçtır.

Bu kısımları şöyle sıralayabiliriz: Nart voredleri, konulu voredler, kahramanlık voredleri, iç voredleri, şaka-alay voredleri, yaralı ve hastaları tedavide kullanılan voredler, ağıtlar-ğıbze voredleri, dans voredleri...

 

Lh'ıhuç Aznavur - Kafkasya Yazıları - Sonbahar/Kış 98/Yıl: 1 Sayı:3 (F.T)

 

FORUM

RADYO

CHAT

SİTE HARİTASI

KÜNYE